Durmak yok yola devam...



Bu turnuvaya 8de 8 galibiyet mantığıyla başlayan saplar sk inandığı yolda devam ediyor. Grubu garantilemiş olmasına rağmen ciddi oyununu sahaya yansıtan takımımız. Hanesine 3 puan daha yazdırdı. Maçın başında ilk pozisyon meteroloji mühendisliğinden geldi. Sert bir şekilde 90 diye tabir edilen yere giden topu kalecimiz aykut mükemmel bir şekilde çıkardı. Akabinde maçı kontrol altına aldık ve ilk yarı sonunda skor 7-0 olmuştu. Mustafa'nın ilerideki ısrarcı oyunu gol sayımızı arttırdı. Sametin uzaktan attığı güzel goller Erhan'ın arapasları ve Sezer'in mücadeleside kayda değerdi. Maçın ikinci yarısında Skor garanti olunca takımın yıldız oyuncusu İbo kenarı alındı ve yerine yeni transfer nöbetçi golcü gürkan girdi. Gürkanda görev aldığı dakikalarda maçın ciddiyetine uyum sağladı ve ilerde etkili bir oyun oynadı. Saplar sk grupta 3te 3 yaparak çıktı ve şimdi ikinci turda dişli bir rakiple karşılaşıcak galibiyete yürekten inanıyoruz.



SAPLAR SK YÖNETİMİ



Kıyım devam ediyor...

Kocaeli Üniversitesi turnuvası 10. grup 2. maç

Saplar S.K. : 5

Mat. 4 : 4

 

 

Mevki Gol Asist Kart Performans
Saplar S.K. Kadro
12- Yasin GK 7,5
2- Samet DMC 1 7,5
3- İbo LB 3 10*
5- Sezer (K) CB 1 8
6- Taner RB 7,5
9- Mustafa ST 2 8,5
10- Erhan AMC 3 8

 

 

Maçın oyuncusu : İbrahim Öz

Maç çok çetin bir mücadele ile başladı. Maçın başında yediğimiz ani gol ile sarsılan takımımız defans hattının başarısı sayesinde (özellikle İbrahim) ilk yarıyı 1-1 bitirmeyi başardı.

 

İkinci yarı da ilk yarı gibi çok büyük mücadeleye sahne oldu. Hakemin sert oyuna müsamaha göstermesi ile iyice sertleşti. forvette oynayan Mustafa’nın yediği tekmelerden ayağı kan içinde kalmıştı. Bu mücade sırasında bir oyunuc vardı ki oyunun lehimize dönmesinde büyük bir paya sahipti. Son 5 dakikaya 4-2 geride girmemize rağmen 3 gol atan ve geride rakibe top göstermeyen İbrahim bu maçta Saplar S.K. en iyi oyuncusuydu ve takımın galibiyetini sağlayan, bir sontraki tura geçmesini garantiye almasını sağlayan oyuncu oldu. İbrahim’in bu mükemmel oyunun devam etmesini diliyoruz.

 

  Saplar S.K. Yönetimi

Kantarın topuzu kaçmakta...


Fazla söze gerek yok istatistik bilimi herşeyi ortaya koymakta..Maçın başlangıcında şok bir gol yememize rağmen toparlanmamız uzun sürmedi sametin defanstan ortasahaya geçmesiyle ortasahayı ele geçirdik pas trafiğini ele aldık. Rakibi üst üste pas yaparak ezdik. Bu sırada gollerimiz geldi ve ilk yarıyı 5-1 önde kapadık. İlk yarı süresince sert savunmamız sayesinde mantıklı hücum yapamayan rakip takım uzaktan şut atarak golü aradı. Fakat bu pozisyonlarda kalecimiz Aykut'un ellerinde eridi. İkinci yarı ilk maç stresinide üzerimizden attığımız için Sahada istediklerimizi daha iyi yaptık ve savunma oyuncularımız da gol aramaya başladı. Akabinde bu umursamazlığımızdan dolayı kalemizde 3 gol gördük. Fakat bizde 4 tane daha atarak maçı bitirdik. 9-4. Grubumuzun favori takımını yenerek önümüzdeki büyük bir engeli aştık mütevazi tarzımızı bozmadan yolumuza devam ediyoruz bizi takip edenlere ve bu yazıyı okuyanlara çok teşekkür ederiz.

Sezer BAYRAM Saplar S.K. takım kaptanı

BEYAZ




Herkes hayatında 15 dakikalığını ünlü olacak demiş adam. Boşuna konuşmamış. Herkes hayatında 15 dakikalığına herşey olur genelde. Rezil olur , korkak olur , deli olur , sevimli olur , pislik olur , aşık olur , kindar olur olurda olur... Bende geçenlerde 15 dakikalığına şair oldum okuyanlarda 15 dakikalığına hayranım olsun ne çıkar...







BEYAZ





Çırılçıplak bakarım zamana


Tek manası olan renk ve her şeyin rengi


Yeniden açtığım sayfa


Beyaz


bembeyaz…





Siyahın varlığı kadar mı var


Yoksa benim onu sevdiğim kadar mı


Göz yaşımdaki saydamlık mı ?


Yoksa yarama bastığım pamuk mu daha beyaz


Bembeyaz..





Ölmüşüm yüzüm beyaz


Solmuşum ellerim beyaz


En sevdiğim çiçek inat edercesine


Oda beyaz


Bembeyaz…





Son sözü ne söyler ki


En son ne görünür göze?


Kefenimin rengi


Dalga geçercesine


Beyaz Beyaz Bembeyaz…





Sezer BAYRAM

"Arap" ve diğerleri


Semt kültürünün son demlerine yetişmiş birisi olarak kesin olarak söyleyebilirim ki her mahallenin ünlü ve kendisine ait bir köpeği vardı. Köpeklerin isimleri farklılıklar gösterirdi bunların içinde en yaygın olanı araptı. Bunun dışında " haydut , çomar , karabaş " şeklinde örnekleri çeşitlendirmek mümkün. Başlı başına üzerine kitap yazabileceğim bir konuda bu köpeklere seslenme şekilleridir. Anadoluda en azından benim gidip gördüğüm yerlerde ıslık çalmakla yetinirler genelde. Fakat ben büyüdüğüm yerde mahallemizdeki abilerden değişik şeyler öğrendim... Köpeği tutturma kavramı vardı mesela fütütütütütü falan yapınca hemen hepsi kovalardı. Onun dışında deyaaa , aravareya düü kıs kıs kıs kıs gibi manasız ve muhtemelen zamane gençlerinden birkaçının kabaetinden uydurduğu kelime bile diyemeyeceğim harf grupları vardı. Bunlar köpekler tarafından anlasılırdı ve bir lisan olduğunu düşündürüyordu bana "Köpekçe".
Sokağımızda yaşayan "arap" isimli köpeğe biz mahallenin maki boylu çocukları olarak arap arap arap diye küçük bir kız çocuğunu andıran sesimizle seslenirken mahallede sözü geçen bir abi çıkagelir ve karakteristik ses tonuyla Arrrraaappp derdi. Bu ses tonu abinin arapla çok daha eskiye dayanan bi geçmişi olduğunu ispatlardı bizlere. Mahalledekiler zaman zaman hırlayan araptan rahatsız olsalarda hırsızları uzak tutar mantığıyla yıllarca beslediler. Günün birinde arap başını alıp gitti belkide bişeylere kızdı bilinmez. Kuyruğuna teneke bağlayanlara kızarmıydıki acaba...
Sokaklarda büyümüş çocuklar köpekler kadar kedilerlede yakın arkadaştır. Genelde kedilerle psikopatlık seviyesinde muattap olunur ama yinede kayda değerdir. Pisi pisi diye çağrılan minnoşlar tekmeyle akranlarım tarafından fırlatılırdı. Tabi aramızda ağaçta kalan kedileri ordan kurtaran hayvan severler de yoktu diyemem. Ama sanırım satanist hareketin çıkış noktasına kısmen şahidim(!)
Son olarak unutamadığım bir ayrıntı. Yakalanan sineklerin ayaklarına ip bağlamak. Benim tanıdığım iki kişi vardı ve bu konuda kurumsallaşmışlardı. Birisi evde bağlanan ipleri yapardı diğeride bunları hayvanlara takardı. Biz yakaladığımız sinekleri bu zanaat sahibi arkadaşlara götürürdük onlarda ayaklarına ip takarlardı. Bu şekilde sineğimizi gezdirebilirdik. Severdik onu arkadaş olurduk. Galiba onlar bu işi yapan son kişilerdi ondan sonra meslek öldü kapitalizm umarım bunuda seri üretim yoluyla çözer(!)
Küçükken salakmışım dedirten şeyler genelde hoşa giden şeylerdir. Herzaman cebimde taşıdığım bu anılar yazıya dökerken çoğaldıkça çoğaldı sanırım saatlerce yazabilirim.. Belkide dayanamam devamını yazarım daha sonra ..